Kalkınma literatüründe politika yapıcılar ve akademikler uzun yıllar boyunca kalkınma ve iktisadi büyümeyi yer değiştirebilir kavramlar olarak kullandı. Çünkü ülkelerin ya da bölgelerin kalkınması için iktisadi büyümenin yeterli olabileceğini varsaydılar. Aslında bu varsayım iktisadi literatürdeki marjinal fayda anlayışının bir sonucu olarak gelişti. Çünkü Alfred Marshall’ın literatüre yerleştirdiği “homo economicus” adlı varlık insanın sadece ekonomik ilişkileri içinde ele alınmasını savunuyordu. Buna göre, belirli kısıtlar altında kendi faydasını maksimize eden birey, toplumun refaha ulaşması için elzemdi.

Nobel ödüllü Hintli iktisatçı Amartya Sen’in (1999) kalkınma literatürüne getirdiği kabiliyetler anlayışı günümüzdeki insan odaklı kalkınma anlayışına gelinmesini sağlayan en önemli gelişmelerden biri olmuştur. Kabiliyetler arzu edilen duruma ulaşma becerisi iken mallar insanların sadece sahip olduğu nesnelerdir (Stanton, 2007:9). Kabiliyetler sayesinde insanlar malları kendi istekleri doğrultusunda kullanabilir. Örneğin Nussbaum (2000) on maddelik bir kabiliyetler listesi önermiştir: (1) yaşam; (2) sağlık; (3) vücutsal bütünlük; (4) duyu, hayal gücü ve düşünceler; (5) duygular; (6) kullanışlı us; (7) mensubiyet; (8) diğer varlıklar; (9) rol; ve (10) başkasının çevresini kontrol etmek.

Nussbaum ve Sen’in çalışmaları, İkinci Dünya Savaşı sonrası insan odağını git gide yitiren iktisadi anlayışa insan figürünü tekrar yerleştirdi. İkinci Dünya Savaşı sonrası kalkınma iktisadı literatüründeki kişi başı gayrisafi milli hasıla (GSMH) hakimiyeti doksanlı yıllara kadar devam etti. Ahluwalia and Chenery (1974: 38) iktisadi büyüme ve kalkınmayı ayrı ifadeler olarak kullandı. Sen (1989:138)’e göre GSMH’deki artış ile toplumların yaşam kalitesi arasında çok doğrusal bir bağlantı bulunmamaktadır. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) 1990’daki beyanlarında insanın milletler için asıl refah kaynağı olduğunu belirtmiş, kalkınmanın temel amacının insanların yaşayacağı kaliteli, sağlıklı ve uzun bir yaşam sağlamak olduğunu belirtmiştir (1990: 9).

İnsani Gelişme Endeksi (İGE) ve Göstergeleri

UNDP 1990 yılından beri bir insani gelişme raporu yayınlamaktadır. Bu raporda, İGE vasıtasıyla ülkeleri düşük, orta, yüksek ve çok yüksek insani gelişim olarak gruplamaktadır. İGE birleşik bir endeks olup, insani gelişmede üç ana boyuta odaklanmaktadır. Uzun ve sağlıklı bir yaşama sahip olma becerisi doğuşta beklenen yaşam süresiyle, bilgiye ulaşma becerisi beklenen ve ortalama öğrenim süresiyle, son olarak iyi bir yaşam standardına ulaşma becerisiyse kişi başı gayrisafi milli hasıla ile ölçülmektedir. Sen’in bakış açısı söz konusu endekse yansımıştır. İnsanların sahip olduğundan çok, ne yapabildiği ya da neye ve nasıl ulaşabildiği yukarıda sayılan göstergeler vasıtasıyla ölçülmeye çalışılmıştır (UNDP, 2018:1)

İGE’de bu üç göstergenin ayrı ayrı katsayısı oluşturularak bir endeks oluşturulmaktadır. Ancak burada göz ardı edilmemesi gereken iki husus bulunmaktadır. Birincisi, göstergeler sonucu oluşan katsayıların aritmetik yerine geometrik ortalamaları alınmaktadır. Bu hesaplamadaki amaç endekste yer alan katsayıların birbirine bağımlı olduğunu göstermektir. Herhangi bir katsayının küçüklüğü endeksi oldukça küçültmektedir. Bir başka deyişle, bir ülke çok zengin olup beklenen yaşam süresi kısa ya da beklenen eğitim süresi çok kısa olursa, o ülke insani gelişmede kötü bir sonuç almaktadır. İkincisi, gelir katsayısının doğal logaritması alınmaktadır. Bu da gelirin azalan bir etki yaratması adına uygulanmaktadır. Aksi takdirde kişi başı GSMH, kalkınma üzerinde olduğundan daha büyük bir etki yaratacaktır.

insani-gelisme-endeksi

Son olarak 2014 yılından itibaren toplum cinsiyet endeksi üretmeye başlayan UNDP, gelir eşitliği, çevre, kadın güçlendirmesi vb. konularla yönlendirilmiş endeksler de oluşturmaktadır. 2018 yılı itibariyle insani gelişme gösterge panoları yayınlamaya başlamıştır. Bunlar sırasıyla insani gelişme kalitesi, yaşam boyu toplumsal cinsiyet farkı, kadının güçlenmesi, çevresel sürdürülebilirlik ve sosyoekonomik sürdürülebilirliktir.

Türkiye’nin İGE Performansı ve İlerleme

UNDP’nin 2018’te yayınladığı insani gelişme raporuna göre Türkiye 2017 yılında 0,791 İGE değeri ile yüksek insani gelişme kategorisinde yer almaktadır ve 189 ülke arasında 64. sırada yer almaktadır. Son 25 yılda büyük bir ilerleme kaydeden Türkiye’nin İGE performansı aşağıdaki tablodan incelenebilir. 1990-2017 yılları arasında Türkiye’de beklenen yaşam süresi 11,7 yıl; ortalama öğrenim süresi 3,5 yıl ve beklenen öğrenim süresi 6,3 yıl arttı. Türkiye’de kişi başına Gayrisafi Milli Hasıla (GSMH) 1990-2017 yılları arasında yaklaşık %121,2 oranında bir artış gösterdi (UNDP,2018).

turkiye-ige-verileri


Kaynakça
Sen, Amartya (1999) Commodities and Capabilities, Oxford University Press, New York.
Stanton, Elizabath (2007) The Human Development Index: A History.
Nussbaum, Martha (2000) Women and human development: the capabilities approach, Cambridge University Press, Cambridge, UK.
Ahluwalia, Montek S., and Hollis Chenery (1974) ‘The Economic Framework’ in Hollis Chenery et al. (Eds.), Redistribution with Growth, Oxford University Press, Oxford.
Drèze, Jean, and Amartya Sen (1989) Hunger and Public Action, Clarendon Press, Oxford
UNDP (1990 through 2006) Human Development Report, UNDP, New York.
UNDP (2018) Human Development Indices and Indicators, UNDP, New York
UNDP (2018) İnsani Gelişme Endeksleri ve Göstergeleri: 2018 İstatistiksel Güncellemesi