Dünya için Beceriler” zirvesini ortaklaşa düzenlediler. Zirvede, ülkelerin kendi vatandaşlarının dijital bir dünyaya tam ve etkili bir şekilde katılmaları, ihtiyaç duyacakları becerilere sahip olmalarını sağlamak için neler yaptıkları ve dijital bir dünyada başarılı olma becerisine sahip insan kaynakları yaratmanın ne gibi fırsatları getireceği üzerine oturumlar gerçekleştirildi ve geleceğin para biriminin bitcoinler değil, beceriler olduğu vurgusu yapıldı. Son yıllarda dünyanın da gündemini meşgul eden eğitimde nitelik tartışmaları, genel olarak öğrencilere 21. yüzyıl becerilerinin nasıl kazandırılacağı ve nasıl ölçüleceği özelinde gelişmektedir. Bu bağlamda Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından üçer yıllık becerileri değerlendiren ve açılımı “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA; 2012 yılında öğrencilerin Yaratıcı Problem Çözme Becerileri, 2015 yılında öğrencilerin İşbirlikçi Problem Çözme Becerilerini ve sonucu önümüzdeki yıl açıklanacak olan 2018 yılında ise Küresel Yeterliliklerini ölçtü. PISA 2015 raporunda Türk Eğitim Sistemini değerlendiren PISA Direktörü Andreas Schleicher; “Türk öğrencilerin verilen hangi görevlerde daha iyi, hangilerinde kötü olduğuna baktığınızda bir şey dikkat çekiyor. Öğrendikleri bilgiyi, yani bir şeyi ezberlemek ve onu kâğıda dökmek görevi verildiğinde, çok iyi notlar alıyorlar. Fakat ellerindeki bilgiyi yaratıcı bir şekilde uygulamaları istendiğinde zorlanıyorlar. Çelişki şu ki; Türk öğrencilerin iyi oldukları alanlar artık dünyada daha önemsiz.” açıklaması ‘Türk Eğitim Sistemi PISA’ya Uyum Sağlayamadı’ şeklinde bazı basın kaynaklarında yer buldu. Çünkü PISA sıralamasında önde olan ülkeler, yenilikçi ve bilgi yoğun ekonomilerde önemli bir rekabetçi avantajın da sahibi durumundalar.

pisa

mesleklerin-gelecegi-raporu

2016 yılında 4. Endüstri devrimi temasıyla Davos’ta toplanan Dünya Ekonomik Forumu, Mesleklerin Geleceği raporunu yayınladı. Araştırma, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 15 farklı ekonomiyi mercek altına alıyor ve araştırma kapsamına giren 15 ekonomide toplam 1.86 milyar çalışan bulunuyor. Bu da global işgücünün yüzde 65’i demek. Sonuçlara göre, iş dünyası günümüzün trendleriyle şekillenmeye devam ederse 2020’ye kadar toplam 7.1 milyon kişi işini kaybedebilir. Buna karşılık, 2 milyon yeni istihdam sağlanabilir. Raporun en can alıcı sonucu ise; bugünkü okul öğrencilerinin %65’i, gelecekte henüz var olmayan işleri yapıyor olacak.

Bu nedenle çocuklarını mesleklere göre değil, becerilere göre geleceğe hazırlayınız. Raporda yayınlanan 2020’li yıllarda iş dünyasında en çok gereksinim duyulacak 10 beceriye baktığımızda, problem çözme, eleştirel düşünme ve yaratıcılık listenin en başında yer almaktadır. İşte bu rapordan hareketle 21. yüzyılda bir ülke için üretim ve eğitimli insan kaynağı çok önemlidir. Küresel rekabet gücü, gelişmişlik ve refahın temini de bununla ilgilidir. Günümüzde kaliteli insan kaynağına dayalı yenilikçilik ve girişimcilik yarışı başlamıştır. Endüstrideki reform hareketleri eğitim politikalarında da hızlı ve sonuç odaklı değişiklikleri gerektirmektedir.

Bu bağlamda tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de adını sık duyduğumuz ve bireylere 21. yüzyıl becerilerini kazandırma konusunda önemli bir yaklaşım olan ve dünyada ciddi bir karşılığı bulunan STEM eğitimi yaklaşımlardan biridir.

STEM-ekosistemi-nasil-kurulur

STEM NEDİR?

STEM; bilim (science), teknoloji (technology), mühendislik (engineering) ve matematiğin (mathematics) bir araya getirilmesiyle okul öncesinden yükseköğrenime kadar disiplinler arası yaklaşımla bireylerin problemleri tespit etmesini, bu problemlere pratik ve isabetli çözümler üretmesini hedefleyen bir eğitim yaklaşımıdır. Bu yaklaşım bireylerde var olan ancak zamanla körelmiş merak duygularını ön plana çıkararak araştırma ve sorgulamaya dayalı öğrenmeyi öncelemektedir. Bireylerin merak duyguları canlandırılarak öğrendikleri bilgileri ürüne dönüştürmeleri ve problemleri çözebilmeleri beklenmektedir. Yine özgün fikirlerin üretilebilmesi, farklı ve eleştirel düşünme becerilerinin kazandırılması STEM eğitiminin hedefleri arasındadır. Aynı zamanda bireyin yaparak-yaşayarak-deneyimleyerek öğrenmesi STEM eğitimi için oldukça önemlidir. Gelişen ve her geçen gün karmaşıklığa giden dünyada bilgi de hızla artmaktadır. Bilginin artmasıyla birlikte üretim sistemlerindeki karmaşıklık da buna paralel olarak fazlalaşmaktadır. Günümüz şartlarında başarılı bir iş çıkarmak için tek bir alanda uzmanlığın yeterli olmadığı, uzmanı olunan bilginin/disiplinin farklı bilgilerle/disiplinlerle desteklenmesinin de gerekliliği ortadadır. Özellikle genetik, yapay zekâ, robot teknolojisi, nanoteknoloji, 3D yazıcılar ve bioteknoloji alanlarındaki gelişmeler, artık 4. sanayi devrimine girdiğimizi destekleyen ciddi faktörlerdir. Bu gelişmeler bir yandan önemli potansiyelleri açığa çıkartırken biryandan da bazı meslekleri yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakıyor.

2014-2018 dönemini kapsayan ve ülkemizin 2023 hedefleri doğrultusunda insanımızın yeteneklerini harekete geçirerek kalkınma sürecinin hızlandırılması amacıyla hazırlanan 10. Kalkınma Planında eğitim sistemimizin amacı; “düşünme, algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, demokratik değerleri ve millî kültürü özümsemiş, paylaşıma ve iletişime açık, sanat ve estetik duyguları güçlü, özgüven ve sorumluluk duygusu ile girişimcilik ve yenilikçilik özelliklerine sahip, bilim ve teknoloji kullanımına ve üretimine yatkın, bilgi toplumunun gerektirdiği temel bilgi ve becerilerle donanmış, üretken ve mutlu bireylerin yetişmesidir.” Bu amaca ulaşmak için geçtiğimiz günlerde müfredatımız, Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (Türkiye Yeterlilikler Çerçevesi (TYÇ); Avrupa Yeterlilikler Çerçevesi ile uyumlu olacak şekilde tasarlanan; ilk, orta ve yükseköğretim dâhil, meslekî, genel ve akademik eğitim ile öğretim programları ve diğer öğrenme yollarıyla kazanılan tüm yeterlilik esaslarını gösteren ulusal yeterlilikler çerçevesini ifade etmektedir.) ve içinde bulunduğumuz çağın gereklerine göre yeniden yapılandırılarak STEM, Uygulamalı Bilim ünitesi adı altında, Fen ve Mühendislik Uygulamaları konu alanı ile ilkokul 4. sınıftan itibaren müfredatımıza girmiştir.

Sonuç olarak, ülkemizin 2023 hedeflerinden biri olan, orta gelir tuzağından kurtulmak ve ilk 5 ekonomi arasına girmenin yolu, katma değeri yüksek ürün ihraç etmekten geçmektedir. Bunun için özellikle genetik, yapay zekâ, robot teknolojisi, nanoteknoloji, 3D yazıcılar ve bioteknoloji alanlarında çalışmalar yapabilecek, problem çözebilen, kritik düşünebilen, yaratıcı ve kodlama bilen nesillere ihtiyacımız vardır. Bu nesillerin yetişmesi için şuan görünen reçete Eğitim 4.0 yani STEM’dir.

KAYNAKÇA

http://yegitek.meb.gov.tr/www/meb-yegitek-genel-mudurlugu-stem-fenteknoloji- muhendislik-matematik-egitim-raporu-hazirladi/icerik/719
https://twitter.com/mebttkb/status/84422839765197210
http://kkp.tarim.gov.tr/sp/Onuncu%20Kalk%C4%B1nma%20Plan%C4%B1(2014-2018).pdf
http://www.myk.gov.tr/index.php/en/tuerkiye-yeterlilikler-cercevesi
http://www3.weforum.org/docs/WEF_FOJ_Executive_Summary_Jobs.pdf
http://mufredat.meb.gov.tr/ProgramDetay.aspx?PID=143
https://setav.org/assets/uploads/2018/07/STEM_Eg%CC%86itimi-1.pdf
 
İletişim : celebikalkan@meb.gov.tr