kirsalturizm

Bu yazı Nuri ÇORBACIOĞLU tarafından Orantı okuyucuları için hazırlanmıştır, katkıları için teşekkür ederiz.


ANADOLU İNSANININ ANADOLU’YU YENİDEN KEŞFİ


İnsanoğlu temel yaşam ihtiyaçları ve keşfetme duygusuyla birlikte tarihin ilk yıllarından beri sürekli yeni yerler bulma ve görme eğiliminde olmuştur. Özellikle Sümerlerin M.Ö. 4.000 yılında tekerleği icat etmeleri insanoğlunun yolculuk serüvenini hızlandırmıştır.

Eski çağlarda insanların seyahat etmelerinin temelinde yeni yerler görmek veya boş zamanlarını değerlendirmek değil de askeri, ticari, siyasi, dini, kültürel vb. öğeler yatmıştır. Bununla birlikte tarihte M.Ö. 3.000’li yıllarda Mısır piramitlerine turistlik amaçlı seyahatler düzenlendiği bilinmektedir. Ayrıca özellikle M.Ö. 776 yılında Eski Yunan’da başlayan Olimpiyat Oyunları için de seyahatler düzenlendiği bilinmektedir.

Yine tarihte Kavimler göçü, Haçlı Seferleri, Coğrafi Keşifler, Amerika Kıtası’nın bulunması gibi tüm Dünya’yı etkileyen büyük seyahatler karşımıza çıkacaktır.

Günümüze gelecek olursak, iletişim çağı insanların yeni yerler görme ve keşfetme dürtüsünü daha da hareketlendirmiştir. Bu durum dini turizm, ticari turizm, deniz turizmi, kış turizmi, kongre turizmi, kültür turizmi, av turizmi, fotoğraf turizmi vb. başlıkların arasına bir de kırsal turizmin eklenmesine kapı açmıştır. Büyük şehirlerin keşmekeşliği, plazaların insanları tutsak etmesi ve sonrasında organik yaşamın sürekli gündeme gelmesi kırsal turizmin doğmasına ve hızla ‘moda’ olmasına sebep olmuştur. Bununla ilgili birçok örnek sayılabilir ama belki de son yıllarda en çok dikkatimizi çeken Isparta Keçiborlu ilçesinde ki ‘lavanta kokulu köy’ olarak bilinen Kuyucak köyü en önemli örnek kabul edilebilir diye düşünüyorum. Lavanta çiçek mevsimi ve hasat dönemini kapsayan yaklaşık 3 aylık dönemde 30 binden fazla yerli ve yabancı turistin köyü ziyaret etmesi bunun en önemli ispatıdır. Yine bununla birlikte Kars ve Çıldır Gölü’nün Doğu Ekspresi ile keşfedilmesi bölgenin hala inanamadığı kadar yoğun bir kırsal turizme olanak sağlamıştır.

yilki-atlari-nuri-corbaciogluAnadolu’nun bu yeniden keşfi maceralarından Kayseri de nasibini almaya başlamıştır. Özellikle Yılkı Atlarının topladığı fotoğrafçılar ve onların paylaştığı fotoğraflar ile bölgeyi fark eden modern gezginler tabiri caizse akın akın bir kırsal turizm oluşturmaya başlamışlardır. Tabi ki bölgeye gelen insanlar sadece atları değil, Sultan Sazlığı’nı, Kapuzbaşı Şelalelerini, eski Rum ve Ermeni Köyleri ile Selçuklu ve Osmanlı yapıtlarını da görmek istemektedirler. Ayrıca Yamula Barajı ile birlikte terkedilip kısmi olarak suların altında kalan taş yapı köyler de insanların görmek istedikleri duraklardandır.

Şimdi toparlayacak olursak Kayseri’ye gelecek gezginlere birkaç tavsiyede bulunmakta fayda var. Öncelikle Hürmetçi Sazlığı’ndaki yılkı atlarıyla buluşmadan önce aynı isimdeki köyde muhtarın köy ürünleri marketinde gerçekten oldukça doğal manda kaymağı, manda yoğurdu, manda tereyağı, köy ekmeği ve yumurtası, Erciyes çiçek balından oluşan harika kahvaltısını tatmalısınız! Sonra bir belgeselin içinde yaşamaya hazır olun! 300 atın yeri sarsan, tozu dumana katan görsel şovunu Türkiye’de başka hiçbir yerde göremezsiniz.

Atlardan sonra Sultan Sazlığı’na geçip yine burada da 100’e yakın atın sazlıkların içerisinde Erciyes dağı manzarası ile ahengine şahit olun derim. Tabi ki sazlığın doğal yaşamını ve kuşlarını da keşfetmeyi atlamayın. Sandalla oldukça gizemli bir tur yapabileceğiniz bölgede isterseniz at sürmenin de keyfine varabilirsiniz. Burada bulunan pansiyonlarda konaklayıp güneşi sazlıkların üzerinden uyandırabilirsiniz. Ruhunuzu dinlendirmek için harika bir teklif olduğunun altını çizmek isterim. Ayrıca buranın meşhur Develi Cıvıklısı’nı yemenizi de ısrarla tavsiye ederim.


Nuri ÇORBACIOĞLU, AFIAP
instagram : @nuricorbacioglu
Fotoğraf Sanatçısı, Fotoğraf Rehberi
Anadolu’ya Yolculuk Fotoğraf Turları