cocuk-universitesi

Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ), Çocuk Üniversitesi Koordinatörü H. Fikri Ulusoy ile Türkiye’de yapılan ilk örnek çalışmalardan olan Çocuk Üniversitesi hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

Öncelikle sizi kısaca tanıyabilir miyiz?

25 yılı aşan bir süredir psikolojik danışman ve yönetici olarak eğitimin içindeyim. 2000 yılından itibaren TV programları ve köşe yazarlığı ile topluma katkı yapmaya gayret ettiğim çalışmalarım oldu, halen devam ediyorum. Binlerce eğitimciye seminerler verdim. Ailelere ve eğitimcilere, özellikle de çocuklara yönelik eğitimleri sürdürüyorum.

Kayseri Çetin Şen Bilim ve Sanat Merkezini kurdum, uzun yılar yöneticiliğini yaptım. Üstün yetenekli çocukları anlattığım kitabım ise yakında yayınlanacak.

Kısaca ülkeme ve milletime karşı sorumluluklarımı yerine getirmeye çaba gösteriyorum.

Üstün yetenekli çocukların eğitimi ve çocuk üniversitesi fikri nasıl gelişti, daha önce benzer çalışmalar yaptınız mı?
Kayseri’de üstün yetenekli öğrencilere eğitim vermek, üstün yetenekli çocuklara yönelik toplumda farkındalık oluşturmak için Bilim Sanat Merkezi’ni (BİLSEM) kurmuştum. Yıl 2008. “Bilsem, nasıl bir eğitim merkezi olmalı” düşüncesi arayışlara itti. Örnekleri inceleyerek başladım. O dönem ülkemizde 40’a yakın bilim sanat merkezi vardı. Ama kamuoyunda bilim sanat merkezlerinin ne olduğu konusunda hiç bir fikir yoktu. Üstün yetenekli çocukların ise sadece adı vardı. Gezdiğim hiçbir bilim ve sanat merkezi bir model oluşturmak için yeterli değildi. Ülkemizin üstün yetenekliler alanında yeterli deneyiminin ve uzmanının olmadığını üzülerek gördüm. Ne yazık ki bu alanda kurumsal hafıza da oluşmuş değildi ve bu alanda çalışma yapanlar yeterince paylaşımda bulunmadı. Herkes bildiği kadar, vizyonu kadar iyi niyetle çabalıyordu.

Gördüklerim ve yaşadıklarımdan çıkardıklarımla oluşturmaya çalıştığım bilim ve sanat merkezi sürecinde benimle birlikte olan arkadaşlarıma ilk söylediğim şey:

“Kendi modelimizi, Kayseri modelini oluşturacağız” olmuştur.

Üstün yetenekli çocukların eğitimi gibi çok önemli bir sorumluluğu taşıyan bilim ve sanat merkezleri öncelikle bu çocukların psikolojik sağlıklarını dikkate alır. Çeşitli kavramlarla, etiketlerle ya da uyumsuz, hareketli, her şeyi biliyor, çok soru soruyor gibi birçok söylemlerle ifade edilen üstün yetenekli çocukları anlamaya çalışır. Bu çocukların yalnız olmadıklarını, azınlıkta olmadıklarını (üstün yetenekli öğrencimin ifadesidir bu söz) kendilerine gösterir. Üstün yeteneğin tek başına bir şey ifade etmediğini, yeteneklerin geliştirilmesine yönelik eğitim ve çabanın içerisinde çocukların bireysel sorumluluklarını almalarının bireyi üstün yetenekli yapacağını ortaya koyan etkinlikler planlar ve uygular.

Üstün yetenekli çocuklarla yapılan çalışmalarda bilim ve sanat merkezleri de bir yere kadar yeterli. Ama daha fazla gelişme potansiyeli olan çocuklarımızın önünü açmak için üniversitelerle işbirliği içerisinde olmak da bir zorunluluktur. Bu düşünce bizi Abdullah Gül Üniversitesi ile buluşturdu. Üniversitenin vizyonunda diğer üniversitelerde pek de olmayan çocuk ve topluma katkı sağlamak önemli başlıklardandı.

 

fikri-ulusoy

Bilim ve sanat merkezi yöneticiliğinden ayrılınca Abdullah Gül Üniversitesinde Rektör Sayın İhsan Sabuncuoğlu’nun destekleri ile AGÜ Çocuk Üniversitesi projesini hayata geçirdik.

AGÜ Çocuk Üniversitesinde amacımız en başta üstün yetenekli çocuklar olmak üzere bütün çocuklarımızın hayal kurabilmelerine, eleştirel düşünebilmelerine, girişimci olabilmelerine ve
yaratıcılıklarını geliştirebilmelerine yönelik beceriler kazanmalarının yanı sıra

• Yeteneklerinin keşfedilmesine
• Erken yaşlarda üniversite ile tanışmalarına
• Üniversite öğretim görevlilerinden ders almalarına
• Bilimsel çalışmalar yapmalarına
• Kendilerini tanımalarına
• Farklı alanlardaki ihtiyaçlarına ve kişisel gelişimlerine

Katkı sağlayarak ailelere danışmanlık yapmaktır.

Kısaca tüm çocuklarımızın yeteneklerini geliştirmelerine fırsat vermek, eğitim süreçlerine destek olabilmek ve kendilerine güven kazanmalarını sağlamaya yönelik bir anlayışla çalışmalar yapıyoruz. Üniversitemizi toplumun her kesimine bir şekilde açma, üniversite ile toplumu bir araya getirmeye çaba gösteriyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


“Bireyler kadar ülkeleri de zirveye taşıyan niteliklerdir. Geleceğimiz çocuklarımıza ve yeteneklerine bağlıdır.” diyor.
ÇOCUKLAR İSRAF EDİLMESİN!


Ülkemizin kalkınması ve insanlarımızın bireysel gelişimleri için eğitimin vazgeçilmez olduğunu biliyoruz. Ama ne yazık ki eğitim anlayışımız sadece sınav odaklı hale gelirken, çocuklarımızın şahsiyetleri, yetenekleri ise daha çok akademik başarıları ile orantılı olarak değerlendiriliyor. “Akademik başarı eşittir başarılı öğrenci” algısı var. Yine eğitim sistemimize göre dil, spor ve sanat vb. alanlarda yetenekli olan çocuklar eğer akademik başarıları yok ise başarılı sayılmıyor. Bu durum maalesef ülkemizin çocuk yetiştirme anlayışını oluşturuyor. Bu arada birçok yetenek göz ardı ediliyor;

• anlaşılamayan,
• azınlıkta kalan,
• keşfedilemeyen çocuklar,

dolayısıyla da değerli insan israfı ortaya çıkıyor.

Bu nedenle her yeteneğe sahip çıkan bir anlayış içerisinde olmak lazım. Ülkelerin gelişmesi için, ekonomik, askeri ve siyasi alanda güçlü olabilmek için nitelikli insanlara ihtiyacımız bulunmaktadır. Ülkeleri büyük yapan nitelikli insan gücüdür. Günümüz şartlarında bilgi üretilebiliyorsanız, inovasyon yapabiliyorsanız, bireylerinizin yaratıcılık ve girişimcilik yeteneklerini destekleyebiliyorsanız gelişmiş bir ülke olabiliyorsunuz, ama bunları uygulayamazsanız bunları yapabilen ülkelere mahkûm oluyorsunuz.

Sınavlara verilen önem nedeni ile çocukların spor ve sanata ayıracağı vakit kalmıyor ama unutulmamalı ki kuşun uçabilmesi iki kanadı olmasına bağlı. Sadece akademik başarı yeterli değil. Bugünkü sınav odaklı eğitim anlayışımız ile çocuklarımızın yeteneklerini ve özelliklerini dikkate almayan anlayış çocuklarımızın yaratıcılıklarını öldürüyor. Çoğu kimse çocuğunu sporcu ya da ressam olarak hayal etmiyor, herkes çocuğunun doktor olmasını istiyor, bunun da akademik başarıyla olabileceğini düşünüyor. Ülkemizde üniversite sınavlarında (LYS) ilk 1000’e giren öğrencilerin %70’i tıp fakültesi tercihi yapıyor, zihinsel yeteneği üst düzeyde olan çocuklarımız doktor oluyor ama baktığınız zaman kaçı mutlu ve gerçekten bu mesleği hakkını vererek yapıyor. Ne
yazık ki gelecek kaygısına düşen aileler, çocukların yeteneklerine göre tercih yapmasına izin veremiyor ve bunun sonucunda da mutlu olmayan bireyler ortaya çıkıyor.

Çocuklara yeteneklerini geliştirmeleri için fırsatlar vermeliyiz. Yeteneklerini dikkate almalıyız. Susan çocuklar yetiştirmemeliyiz. Çocuklar bilgi hamalı olmamalılar. İçlerindeki potansiyeli geliştirmelerine yönelik çalışmalar yapmalıyız. Çocuklar öğrenmeyi ve okulu sevmeli. Kendilerine güven duymalılar. Çocuk Üniversitesi ile bu saydıklarımı gerçekleştirmek için bize düşen sorumluluklarımızı yerine getirmeye çalışıyoruz. Üstün yetenekli çocuklara sahip çıkmaya çaba gösteriyoruz. Yetenekli çocuklar, bireyler ülkelerin en stratejik gücünü oluşturur ve onlara sahip çıkmak insan israfının önüne geçmeye de sebep olacaktır. Biliyoruz ki geleceğimiz çocuklarımıza ve yeteneklerine bağlıdır.


cocuk-universitesi.jpeg

Sevinerek söyleyebilirim ki atölyelerimize il dışından da talepler var. Eğitimlerimiz yaygınlaştıkça şehir dışından da talepler geliyor.


Orta Anadolu Kalkınma Ajansı’nın size nasıl bir desteği oldu?

Yıllarca yetişkinlere eğitim vermiş biri olarak yetişkin eğitimleri olmalı ancak bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız çocuklardan işe başlamanız gerekiyor diye düşünüyorum. Çocuk Üniversitesi
uygulamaları ülkemizdeki örnek çalışmalardan ve “Çocuk Girişimciliği” projesi Türkiye’de bir ilk. “Çocuklar için Girişimcilik Eğitimi”ni kalkınma ajansının desteği ile yaptık. Orta Anadolu
Kalkınma Ajansı ve Abdullah Gül Üniversitesi arasında 2016 yılında imzalanan protokol ile Kayseri’de 10-14 yaşları arasındaki 20 çocuğumuza 4 hafta süre ile “Çocuklar için Girişimcilik Eğitimi” gerçekleştirdik. Atölye çalışmasında çocuklar satış deneyimi yaşadılar. Yaptıkları satışlarla nesnelere ve geleceğe yönelik bakış açıları değişti. Beyin fırtınası yaparak bir iş planı hazırladılar. İnsanlarla iletişim kurdular. Pazarlama tekniklerini oluşturdular,satış için reklamlarını yaptılar ve proje mantığını öğrendiler. Bu atölyeye katılan çocuklar sadece kendilerini değil ailelerini de etkileyerek çevrelerinde bir farkındalık yaratmayı başardılar. Girişimcilik; yaratıcılığı, kendine güveni ve risk almayı gerektirir. Bu nedenle girişimcilik eğitimlerinin küçük yaşlardan itibaren başlaması gereklidir. Bu proje için il ve ilçelerden de talepler geliyor. Gereken maddi destekleri bulduğumuzda çocuklar için girişimcilik eğitimlerinin sayısını artırmayı düşünüyoruz.

Abdullah Gül Üniversitesi Çocuk Üniversitesi çocuklara neler sunuyor?

Abdullah Gül Üniversitesi çocukları üniversite ile buluşturuyor. Çocukların üniversite ortamını erken yaşlarda tanımalarını istiyor, her konuda bakış açılarını ve hedeflerini geliştirmelerini
istiyor. Farklı atölyelerde deneyim kazanırken sadece başarılı oldukları alanlarda değil yeteneklerinin ortaya çıkmasına ve gelişimlerine katkı sağlamayı ve böylece daha mutlu bireyler ortaya
çıkmasına destek sağlamayı hedefliyor. Okullardaki dersleri çocukların gelişiminde birer araç değil oradan aldığı notları birer amaç olarak gördüğümüz sürece de mutlu çocukları bulmamız zorlaşacaktır. Ama çocuk üniversitesindeki atölyelerimizin sayısı arttıkça ve çocukların okullarında da benzer uygulamaların başlamasıyla daha mutlu çocuklara sahip olabileceğimiz düşünüyorum.
5 yaşında kodlama atölyesine almış olduğumuz çocuklarımız var. 5 yaşındaki bir çocuk üniversiteyle tanışıyor. Gönüllü eğitimcilerimizin yanı sıra üniversite hocalarımız ve rektörümüz de
atölyelerimize katılıyor. Atölyelerimizi tüm yıla yaydık. Sadece yaz tatiliyle de sınırlamak istemiyoruz ve hepsini ücretsiz olarak sunuyoruz. Çocuk üniversitesi projesi ile yaptığımız çalışmalarıtopluma karşı borcumuz ve sorumluluğumuz olarak görüyoruz.

Çocuk Üniversitesi sadece çocuklara yönelik eğitimler/atölyeler mi düzenliyor? Başka neler yapıyor?

Hayır, yetişkin eğitimlerimiz de var. Anne-babalara ve öğretmenlere de üstün yetenekli çocuklar konusunda eğitimler veriyoruz. Eğitimlerin sayısını artırarak sürdürüyoruz. Sadece Kayseri’de yaklaşık 18.000 öğretmen var. Yani daha çok yapacak işimiz, gidecek yerimiz var. Sevinerek söyleyebilirim ki atölyelerimize il dışından da talepler var. Eğitimlerimiz yaygınlaştıkça şehir dışından da talepler geliyor.

Bugüne kadar kaç kişi yararlandı?

Çocuk Üniversitesi atölyelerinde son 1 yıl içerisinde, 5-14 yaş aralığında 500 civarındaki öğrenciye 3.500 saat kadar eğitim verdik. 400 civarında yetişkin danışmanlık ve eğitim aldı. Aileler ve eğitimciler danışmanlık için daha çok bireysel olarak başvuruyorlar çünkü hepsinin başka ihtiyaçları olabiliyor. Üstün yetenekli çocuklara olması gerektiği gibi yaklaşılmadığı durumlarda kendilerini geliştirme fırsatları ve kendilerinin farkındalık düzeyi konusunda sıkıntılar yaşanabiliyor. Bunun için yazdığım, tecrübelerimi, yaşadıklarımı paylaştığım kitabım basıma hazır hale geldi, yakın zamanda yayınlamayı planlıyoruz.

cocuklar-israf-edilmesin

Başka ne gibi faaliyetleriniz var?

AGÜ Öğrenci Kulüplerimizle beraber yaptığımız çalışmalar var. Okulları bilimle buluşturma projesi. Daha çok köy okullarına yönelik bir çalışma. İlk atölyemizi çocuklarımızı üniversiteye
getirerek yaptık, köy okullarına da gitmeye başladık. Çocukları bilimle tanıştıran, köy okullarına da ulaşan bir üniversite olmayı sürdürmek istiyoruz. Yine kampüs içerisinde bulunan kütüphanemiz bütün öğrencilerin ziyaretine ve ders çalışmalarına açık, projesi olan öğrencilere de danışmanlık yapıyoruz.

Sizin aracılığınızla bir de çağrı yapmak istiyorum. Ben şu konuda uzmanım ya da tecrübemi çocuklara aktarmak istiyorum diyen kişileri ön değerlendirme yaparak atölye çalışmalarımıza almak,
eğitim verebilmelerine yönelik fırsatlar oluşturmak istiyoruz. Yani yetişkinlere de fırsatlar vermeyi istiyoruz. İlgili olanlara sizin aracılığınızla duyurmuş olalım. Öğretmenlere ve toplumun
her kesiminden insanlara açık derslervasıtasıyla ulaşmak ve her konuda özellikle ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri paylaşmayı planlayan projeleri hayata geçirmeyi düşünüyoruz. Eğitim ve çocuklar hepimizin sorumluluğu olmalı diye düşünüyorum.

İlerleyen günlerde yeni projeleriniz var mı?

Daha önceden düzenlediğimiz atölyeleri de yeniden düzenlemeyi planlıyoruz daha başka atölyeler için de çalışmalarımız devam ediyor. Önemli olan süreklilik ve daha çok çocuğa ulaşabilmek.
Bunun dışında çocukların mevcut devam eden üniversite derslerinegirmelerini planlıyoruz, hedefimiz bazı derslere düzenli olarak katılım sağlayan çocukların ileride kendi yükseköğrenimlerinde bu dersleri kredi olarak saydırabilmeleri.

Bunun dışında yaratıcılık içeren farklı atölye çalışmalarımızı devam ettirmeyi planlıyoruz. Daha çok öğrenciye eğitim vermek,daha çok aileye danışmanlık vermek ve yayınlayacağımız kitapla daha çok kişiyle deneyimlerimizi paylaşmak istiyoruz. Yaz okulu çalışmaları planlıyoruz. Umarım 2017 yazında yaz okulumuzu da başlatırız.

H. Fikri ULUSOY’a verdiği bilgiler ve keyifli sohbeti için teşekkür ediyoruz.